Katı, sıvı, gaz ?
Sosyolog Zygmunt Bauman’a göre, 20. yüzyılın büyük bölümünü şekillendiren katı modernite döneminde toplumlar daha belirgin kurallara, uzun vadeli planlara ve istikrarlı yapılara sahipti. İnsanlar tek bir meslekte çalışıp emekli olabiliyor, evlilikler ve toplumsal normlar daha kalıcı oluyordu. Ancak günümüzde modernite, katı olmaktan çıkıp akışkan hale geldi.
Bauman, akışkan modernitenin insanlara özgürlük sunduğunu ama aynı zamanda onları kaygı ve belirsizlik içinde bıraktığını söylüyor. Çünkü sürekli değişen bir dünyada insanlar neye güvenebileceklerini bilemiyorlar.
Şimdi bu sosyolojik kavramı astrolojiye bağlayalım. Katı toplum, tam bir Oğlak toplumudur; Kurallar bellidir, uygulamalar katı ve uzun solukludur. Akışkan modernitenin bizdeki karşılığı da insanlığın yavaştan girmekte olduğu Kova Çağıdır. Bazı yerlerde Saka olarak da ifade edilen Kova'nın simgesinde aslında bir saki olan Ganymede vardır. Yani bu çağ gerçekten onun taşıdığı şarap gibi akışkandır.
Akışkan modernitenin temel özellikleri için şunlar söyleniyor;
Bu maddeler rahatlıkla Kova Burcu özellikleri gibi okunabilir ama benim ilginç bazı ilaveler de yapmam gerekiyor.
Şöyle ki; bu toplumsal değişim anlatısı, Zodyak Çemberinde 10. evden 12. eve doğru yapılan yolculuk ile büyük benzerlik taşıyor. Oğlak burcunu barındıran 10. ev, toplumsal yapının en kuvvetli olduğu tepe noktasıdır. Burç, toprak grubu olduğu için gayet katıdır. Satürn, burada insanlara sabrı, sebatı, kuralları, disiplini öğretir, değişmeyen dev yapılar kurar. 20.yy'da tasvir edilen toplum tam da buydu.
Satürn, evlilik ve ortaklıların burcu Terazi'de yüceldiğinden, emek ve sabrın uzun birliktelikler için ne kadar önemli olduğunu gösterir. Ancak devri sona eren bir patronun sözü ne kadar dinlenir ki? O halde artan boşanmaları da Satürn zayıflığının (akışkan faza geçiş) sonucuna bağlayabiliriz. (Burada astroloji karşıtlarına cevher niteliğinde malzeme veriyorum, bu kıyağımı unutmayın)
Gelelim 3. maddeye; Oğlak, işkoliktir, üretim düşkünüdür. Fakat görevi teslim alan 11. evdeki Kova, tüketimi sever. İşin kötüsü, tam karşısındaki evde içimizi ısıtan Güneş (kimliğimiz) burada bizi yakar. Bu nedenle kimliklerimizi oluşturmanın en olumsuz örneklerini Kova'da yaşarız; Tüketim, teknoloji (sosyal medya) ve tarikatlar yoluyla sahte (sanal) kimlikler yaratırız. Burcun doğasına uygun şekilde, ne kadar tuhaf olursak o kadar ilgi çekeriz. Maskemiz parlar ama özümüz ağlar.
Kova'nın 11. evinde arkadaşlar, dernekler, tarikatlar vardır ama bunlar hep yalnız kalmaktan korkmanın kamuflajıdır bana göre. Çünkü Kova ruhu, aslen bireyselliği, bağımsızlığı ve özgürlüğü savunur. Peki yalnızlık, belirsizlik ve kaygı ne zaman gelir?
Sonraki burçta...
Balık, su grubu olduğundan zaten tam bir akışkandır. 12. evde eriyen sınırlar ve hakim olan belirsizlik, kaygı yaratır. İnsanlar, bununla baş edebilmek için sigara, alkol, uyuşturucu gibi bağımlılıklar edinir. Bazıları kendini ibadete verir, bazıları yoga yapar. Bazen de hiç bir şey fayda etmez ve kişi akli dengesini yitirir, sınır ve kurallar gibi kendi de kaybolur.
Bu arada; Balık burcunun modern yöneticisi Neptün, tüm dünyada ve ülkemizde psikiyatrist ve psikologların logolarında yer alan çatala benzeyen sembolün sahibidir. Buna rağmen bilim insanları astroloji ile dalga geçmeyi çok sever.
Süblimleşmeden bana müsaade...
Sağlıcakla kalın,
Yorumlar
Yorum Gönder